SAFO GELDİ, HOŞGELDİ

2012-12-26 02:04:00

Selo , “tenefüste  buluşalım “ dediyse ,  önemli olmalıdiye  düşünen  Memo ile Kamo okulun arka bahçesinde buluşmaya tam vaktinde gittiler. “ Okul çıkışında dikkat çekmeden  bana gelin size anlatacaklarım var” demesi Kamo’yu  heyacanlandırdı. Kafasında yoğurmaya başladı;bu ,orta boylu,  dayanıklı, sağlam yapılıyirmi beşyaşındaki  gencin özelliği neydi ? Sözüne herkes değer veriyor ,yaşlısı genci  neden saygıduyuyordu? Herhalde geçmişin önemli olaylarına tanıklık etmişolmasıdiye düşündü.Cesur, atılgan, yiğit , korkusuz bir adam, liderliği hak ediyor , bu durumu ben de saygıyla karşılamalıyım diye kabullendi.

Kamo, “ Mona evde olur mu ” diye sorduğunda, Selo’nun  sağkaşınıyukarıkaldırarak  gözünün içine çaktığıbakışlarıyla  karşılaştı. “  Ne fark eder, gözü görmez kulağıduymaz bir kocakarıdan mıçekiniyorsunuz.”

“ Yok canım” diyebildi Kamo.

Okul dönüşü  evden bir kucak odun alıp alt sokağa indi, çeşmede elini yüzünü yıkarken  mahalleyi  kolaçan edip, çocukların  bağıra çağıra  maç kavgasına karışmamayıtercih etti. “Haydi sen de gel   Kamo  “ çağrılarına kulak asmadan, önemli bir göreve gitmenin ciddiyetiyle karşıdaki çıkmaz sokağa girdi.Evlerin alt katından sokağa yayılan  hayvan gübresi kokusunun genzini yakmasına  aldırmadı. Kapıönlerindeki kadınlar arasında oturan Mona seslendi  “ odunlarıbana mıgetirdin evladım, dur, ben de geleyim.”  Bir cevap bulmalıydı“ sen zahmet etme ben bırakırım Mona .” Kadınlardan birinin  “ Aman Mona, sen şu hikayeye devam et, bırakıverir nasılsa” diye araya girmesiyle,  Kamo  rahatladı,  artık üst sokakta oturanların buralarda ne işi var diye düşünmezlerdi,  ne de olsa mahallenin çocuğu  demişlerdir, diye düşündü.  Mona’nın evi sokağın sonundaki iki katlıev olmalıydıdiye hatırlamaya çalıştı. Mahalle sakinleri, yabancı  gençlerin mahallede olmasınıpek istemezdi. Mona’nın kimsesizliğine ve çaresizliğine  boyun eğip üç beşkuruşkiradan sebeplenmesine ses çıkarmadılar. Hem Mona’nın ufak tefek ihtiyaçlarına da yardımcıolurlardıdiyerek evin bir odasının Selo’ya kiraya verilmesini  Kamo’nun babasının hatırına ses çıkarmadılar.

 Borda kapısının kilit dilini aşağıdoğru bastırarak alt kata girdi, diğer evlere göre  oldukça  temizdi .  Mona  çoktan ineğini, koyununu elden çıkarmıştı,  sokağa yayılan gübre kokusu içerden  duyulmuyordu. Odunlarıköşeye bırakırken üst kata çıkan merdivenlerdeki  çamurlu asker botlarına gözü ilişti, şu burnu kavisli kızıl kahverengi   Amerikan  Roosevelt  botlar , Selo’nun  12 mart günlerinin Ankara hatırasıdır diye gözü gibi baktığınıbilirdi. Bunlar da Memo’nun  o zaman, diye düşünerek  telaşla merdivenleri çıkıp odaya girdiğinde ikisini de pencere önünde sedirde  oturur buldu. O anda Selo  elinde parlayan metal  bir şeyi sedir yastığının altına sıkıştırdı. Kamo bunun ne olduğunu önemsemedi, pense ya da kerpeten olmalı, diye düşündü.

Selo ayağa kalktı, duvardaki asılıparkasından sigara alıp yaktı. Gürleyen bir sesle “ İşleri ciddiye almanın , burada  da örgütlenmenin vakti geldi arkadaşlar, bakın adamlar boşdurmuyor, bugünden itibaren bir örgüt gibi davranacağız, Memo  da onaylıyor sen de bizimle olacaksın ” dediğinde   Kamo kalp atışlarınıduyacaklar diye utancından kızardı.

“Örgütlenmemizin  ana temeli şu  olacak “ diye Memo devam etti. “ Haftada bir gün buluşup kitaplar okuyacağız,  özetler çıkartacağız. Sen de  Kamo da bu özetleri babanın daktilosunda yazacaksın, çoğaltıp diğer öğrenci evlerine dağıtacağız. Sen ortalıkta görünmeyeceksin, kimseye  de bir şey bahsetmeyeceksin. Bizimle misin ? ” sorusuna , heyecanla  “ evet, tabi ki” diye cevapladı.   Memo ve Selo üç-beş  öğrencinin kaldığı  evleri  kendi aralarında bölüşüp,mahallelere de birer  sorumlu atadılar.

Kamo , “ Bir adımız olacak mı?” diye çekinerek sorduğunda, Selo ve Memo gülerek  bir ağızdan “ Mona Birliği, nasıl ,beğendin mi” sorusuna verecek bir cevabıyoktu..

Selo  ayağa kalktı, yatağının altından  resimli bir dergi çıkardı, özenle sayfalarıaçtıkca kadın resimleri ikisini de merakla şaşırttı. Neyin nesi bu böyle diye düşündüler. Selo orta sayfalarda aradığınıbuldu. Bu başka bir yerden koparılmışharitaya benzer  bir resimdi. Resmi çevirince bunun bir insan portresi olduğunu anladılar.

“ Bu da kim ” diye sordu Kamo

Selo’ya bırakmadan Memo cevap verdi “ Bu zamanımızın kahramanı en büyük gerillasıChe Guevara, Kübalı”

“ Hayır Arjantinli , ama Küba Devrimi için savaştıDoktor Che” dedi Selo,  Kamo’nun cehaletiyle dalga geçmek için  de omzuna hafif bir yumruk indirdi, canıyanmıştı.

“ Yasak bir şey mi  var, resmini niye sakladın?”  dedi canıyanarak

Selo çekinmeden, cevap verdi.

“ Sadece bu resimden yedi sekiz yıl yeriz, hele bir de üçümüz bir arada yakalanırsak on beşyıl yeriz alimallah.”

Memo, bu cevabıpek sevmediğini yüzünü asarak gösterdi. Ne gereği vardışimdi Selo  bu açıklamanın, durduk yere delikanlıyıürküteceğiz.Bunun için mi bir araya geldik.Bilinç olmadan silah neye yarar? İnsanlar önce kafadan silahlanmalı. Che de böyle düşünmemişmi, okuma yazma öğrenmeyene silah vermemişti ,değil mi, diye içinden geçirdi.

 Yine de “ ne yapacağız bu resmi” diye merakınıdile getirdi.

Selo heyacanla cevapladı“ Şu duvara büyüteceğiz ve herkese   Che’nin ne büyük bir devrimci  gerilla olduğunu haykıracağız.”

Memo sakin sakin  üstüne bastırdı“  Sadece gerilla değil Selo , Satre onun için diyor ki; O, çağımızın en mükemmel  insanıdır,insanın mükemmelleşmişhalidir.” 

Selo “ lafıfazla uzatmayın,  bu resmi nasıl büyüteceğiz, siz onu söyleyin” diye kestirip attı.  

Kamo  “ ben halledebilirim” dedi.Resim dersinde çocuklardan gördüklerini hatırlayıp,defterden kareli bir kağıt kopardı, resmi de altına yerleştirdi, resmin etrafının kesilmesi gerekiyordu, bir makas ya da bıçak isteyince Selo’nun eli sedirdeki mindere gitti. Biraz önce sakladığıusturasınıçıkardı, özenle resmin sağınısolunu düzgünce kesti. Kamo da resmi kareli kağıda aktarmaya başladı. Diğer ikisi  hayranlıkla seyrettiler. Duvarın üstündekiler  boşaltıldı,  iki metre kadar bir ip bulundu  ve cetvel yardımıyla yukardan aşağıya on , soldan sağa on eşit  adet kareler halinde bölündü. İlk andaki şaşkınlıklarıgeçti ne yapacaklarınıanlamaya başladılar. İki saat içinde resim duvarda şekillenmişti, akşama doğru ayakkabıboyasıyla boyamayıda bitirdiler.

Selo resmin altına düzgünce yazdı. “ ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin hoşgeldi Safo geldi.” Memo biliyordu ama  “safa gelsin” yerine “Safo gelsin “ demeyi  Kamo pek anlayamadı. Safo kim diye sormasına gerek kalmadan doğrudan konuya  ikisi birden girişyaptılar. Hepsi kendilerine birer sevgili bulacaklardıörgütlerine  katılmanın ilk kuralıbu idi. Böylelikle hem  kendilerini kamufle edecekler, hem de kızlar arasında da fikirlerini yayacaklardı.  Selo ,Safo’yu seçmişti, onlar da kendilerine birilerini bulmalıgerekiyordu

 Selo’nun doğrudan konuşmasıdikkat çekeceğinden, sevdiğini  dile getiren mektubu Kamo’ya verdi. Gidip Safo ile konuşacak Selo’nun onu sevdiğini anlatarak mektubu verecek, Safo kabul ederse Selo onunla konuşacaktı.Çıkarken “ aman bizi utandırma” diye tembihlediler. Yine okul çıkışıbuluşmak üzere ayrıldıklarında , cebindeki mektubu yokladı,başıyukarda ve geriye yaslanmış  vaziyette sert ve dik adımlarla sokaktan geçti.

Kamo’nun planına göre; ertesi gün okulda  birkaç aydır devam eden şiir yarışmasının sonuçlarıaçıklanacaktı,tüm okul da orada olur.  Safo ile bu arada konuşurum ve  mektubunu bu anda herkes bir aradayken veririm diye planlamıştı. Safo’nun sınıfına karıştı, tören  başlamıştı. Mektubu vermek için Kamo elini cebine attı. O da ne, mektup yoktu. “Aman Allahım, nasıl olur” diye mırıldanırken ceplerine bakıyordu, yok işte.Nerede bu mektup? Bilmiyordu.  Selo uzaktan onlarıizliyor , Kamo da Safo’ya bir mektubu olduğunu anlatıyordu.” Böyle saçma bir şey mi olur, seven adam gelir kendi gözümün içine baka baka konuşur “ diyen Safo’ya  “ ne laf anlamaz, dikbaşlıbir kızmışbu” diye içinden çıkışıyordu. Selo ile uzaktan bakıştılar ,sorgucu keskin bakışlarıKamo’nun yanlışanlaşılma telaşınıiyice artırdı.O anda kafasında şimşekler çaktı, mektubunu diğer ceketinde unutmuştu, yıldırım çarpmışgibi sarsıldı, onu yanlışanlayacaklardı.Sonuçların açıklamasınıdinlemedi bile. Selo Liseden, Kamo ‘da ortaokuldan birinci seçilmişlerdi. Hediye olarak  Terzi Murtaza’dan birer pantolon kazandılar.

Geçen yıl da ikiyüz elli lira kazanıp evlerine  kütüphane alındığından Kamo ‘nun birinciliği kimseyi şaşırmadı. Yarışmayıkazanan şiirlerini bir kere daha okuyacaklardı. Önce Kamo çıktı,okudu,  alkışlar arasında yerine geçti.  Kimsenin beklemediği bir program akmaya başladı, Selo sırasıgelince yanına gitarıyla Ramo’yu  sazıyla da  Memo’yu   eşlik etmek için sahneye  davet etti,şiirini birlikte okumaya başladılar,devamınıgetiremeden ortalık birden  karıştı. Karşıt grubun öğrencileri ve öğretmenleri doğrudan sahneye saldırıp hepsini indirmeye çalışıyordu. Selo’yu çevirmişlerdi,uzaktan,kalabalık arasında ışıltılıbir şeyin elinde önce parladığınısonra da  bağırarak yere yığıldığınıgördüler. Kamo yanına güçlükle varabildiğinde elinde usturasıyla olduğu halde kanlar içinde yere yığılmıştı, karnından bıçaklamışlardı.Güçlükle nefes alıyordu. Kamo başınıkucağına aldı, ” sakin ol, sakin ol hastaneye götüreceğiz seni, araba , bir araba bulun “ diye bas bas  bağırıyordu. Bütün arkadaşlarıhastaneye hepsi koştular, iki gün boyunca da ayrılmadılar. Doktorlar durumun iç açıcıolmadığınıçoktan ailesine söylemiş. Kamo ‘nun yanlışanlaşılma , görevini yerine getireme utancından kahrolmuşvaziyette “ benim için gel, ne olursun gel, sen hiçbir şey söyleme” diye yalvarmalarısonuç verdi , Safo’yu da hastaneye gitmeye razıetti . Odasına  girdiklerinde Selo bitkin vaziyetteydi,   konuşamıyordu , zorladıkendini  , inleyerek sadece   “  Safo geldi hoşgeldi….ölüm ….” diyebildi.

Mustafa Kemal Gültekin

0
0
0
Yorum Yaz