SELİMİYE MARMARİS ÇOBAN APART

2012-06-09 11:06:31

Tatil Yerlerim, On iki yıldan bu yana tatil köylerinde tatil yapmıyoruz ailecek.İşimiz gereği bu tip yerlerde zaten sık  toplantılarımız oluyordu halen de öyle ya  şimdilerde hiç tercih etmiyoruz.Çocuklar küçükken daha çok tercih ediliyor.Doksanlı yılların başında iki yer keşfetmiştim.Birisi Antalya Kemer Kumluca hattında Adrasan Köyü diğeri de Bozburun yarımadası. Adrasan Köyüne beş yıl gittik geldik  son altı yıldır da Marmaris Selimiye Köyüne gidiyoruz.İşin eğlenceli tarafı  hem tatile üç beş aile  çıkıyoruz hem de oralarda tanıştığımız ailelerle tatilden tatile aynı yerde buluşuyoruz.Selimiye Köyüne ya da Bozburun tarafına gidecek olursanız diye birkaç ipucu vereyim.Bu bölgede büyük tesis aramayın, önceden rezervasyon yaptırmak en iyisi , eğer bölgeye ilk defa gidecekseniz bilinen yerleri  tercih edin  ya da kapı kapı dolaşıp beğendiğiniz yerde kalın. Benim yerim belli altı yıldır Selimiye Köyü Çoban Apart.Marmaris’e gelince hemen Migros’a park ediyorum.Orada bana iki üç gün yetecek kadar ne varsa alıyorum.Beyaz leblebi , Sarı Zeybek Rakı, çöp şiş, mangal tutuşturucu,Ezine beyaz peynir, kavun, vesaire…Marmaris’ten Datça yönüne doğru sapıuyorum on beş kilometre sonra Değirmenyeri mevkiinde yol  ikiye ayrılır Bördübed ve Hisarönü yönüne doğru, doğru giderseniz Datça.Bördübed  bildiğiniz Bird ve bed kelimelerinden oluşmuş İngilizler bu adı takmış derler.Bördübed’de eski TRT spikerlerinden Güneş Tecelli’nin bir kamp bungaloz yeri ile Golden Key diye harika bir motel var.Golden Key inanılmaz bir yer  sekiz on kadar müstakil ev , evler dere kenarında yer alıyor , evlerin arkasında havuz var istenirse , b... Devamı

SLOVENYA

2012-06-09 11:05:21

  Slovenya Notlarım: 12 Haziran günü Ankara- İstanbul üzerinden Lyblyana’ya havalandık , haftada dört gün THY uçuşu var gidişler saat 11 dönüşler 15 ‘de.  Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan Karadağ ve Makedonya toprakları  Eski Yugoslavya dan geriye kalan , onun öncesinde Osmanlı’dan geriye kalan topraklar, onun da öncesinde Avusturya Macaristan İmparatorluğundan geriye kalan coğrafya paramparça edilerek ve yüzyılın katliamı yapılarak Avrupa Birliği coğrafyasına sokulmuştur. Eski bir Kızılderili atasözünde denildiği gibi “ beyaz adam çatal dillidir” Avrupalı hem çatal dilli hem de çatal yürekli , bir yanıyla inandığını öbür yanıyla inkar eder,bir yanıyla söylediğini öbür yanıyla yalanlar , öteki yanıyla da yalanını haklı çıkarmak uğruna yakar yıkar katliam yapar, dünyanın altını üstüne getirir. On yıl kadar önce bu coğrafyayı Münih’ten Selanik’e  doğru uçarken açaık güneşli bir günde havadan fotoğraflamıştım , Alpler Balkanlara yaslanırken ben de şampanya ve konyak dağlarına yaslanmaktan uçaktan sarhoş bir vaziyette inmiştim.Balkanlar’ın muhteşem görüntüsü sarhoşluğumu katlamıştı. Şimdi İstanbul’dan Lyublyana’ya uçarken düşünüyorum ne demek acaba Lyublyana anlamı nedir bilmiyorum.Şöyle bir anlam uydurmak istiyorum “diğer sevgili” Diyelimki ulaşılamaz, hayaldeki, özlenen,sevgili,” öteki sevgili” de diyebiliriz. İkinci Dünya savaşını görmüş , Birinci Dünya savaşının çıkışına sebep olmuş ve üçüncü dünya savaşının ön provaları yapılmış bu coğrafyanın insanını merak ediyorum.Merakım bu kültür mozayiğinde harman ol... Devamı

SİNOP KALESİNDEN İNDİM DENİZE

2012-06-09 11:04:37

  Sinop  adını duyunca  gözümün önüne ilk gelen bir Kadir inanır filmi “Tatar Ramazan” soğuk koğuşlarında Sinop cezaevi başka bir şey gözümün önüne gelmezdi. Sinop’lu bir aile dostumuz var her defasında ballandıra ballandıra Sinop’u anlatır.14 Temmuz sabaha karşı bu aile dostlarımızla kızlarımızı İngiltere’ye yolcu ettik “haydi Sinop’a gidiyoruz”.Arkadaşımızın annesi Nurten Hanım babası Erol Amca bizi bekliyor kahvaltıya. Esenboğa Havaalanından Çankırı yoluna dönünce Ankara’nın   küçük ve orta ölçekli sanayileşme çabalarını görüyoruz.Başta Ülker gelmek üzere cam , tekstil , mobilya üretim tesisleri sıralanıyor.Birkaçını eğitim ve danışmanlık çalışmalarından tanıma fırsatı buldum şu anda Ülker hariç diğerlerinin işi çok zor, daha da fazlası Türkiye’de tüm sektörlerde sermaye ve yönetim ağırlığı her sektörde %80 oranında yabancı sermayenin eline geçiyor.Durum bir fırsat bir tehlike sunuyor değerlendirilebilirse.Akyurt ilçesine gelince Kavaklıdere’nin üzüm bağları başlıyor yoğunlukla Kalecik Karası çeşidi üzümler.Zaten  yirmi otuz kilometre sonrası da Kelecik .Kalecik Karası Türk Şarapcılığı için harika bir örnekti ,maalesef bizde her işte olduğu gibi “ hadi biz de dikelim bak para ediyor” mantığıyla bu üzüm cinsinin de değeri düştü.Rekolteler yetersiz ve zayıf kaldı durum pek iç açıcı değil.Umutluyuz çünkü bir İsrail şirketi çok önemli miktarda bir arazi aldı bu bölgede ,yakındır Kalecik Karası şarabını İsrail’den ithal ederek içeceğiz. Çankırı Ankara yolu köstebek tarlasına dönmüş , Anadolu’nun her t... Devamı

PERA

2012-06-09 11:02:53

15 Aralık sabah dört otuzda kalktım altı uçağıyla İstanbul ‘a , yedi civarı alandayım,daha randevuma üç saat var Starbucks Cafe’de birkaç saat geçirip randevuma ulaştım.Bir sınava gireceğim,neyse öğleyin  sınavım bitti.İstanbul yakasına geçmeliyim,Bostancı’ya taksiyle Ataşehir’den yarım saatte indim, bir saatte de Beşiktaş’a geçtim.Dolmuş’ta yanımda oturan  Ali Aydın Bey’le sohbete daldık,gideceğim adresi şoföre sordum bilemedi,cep bilgisayarımdan adresi girip harita üzerinden  Ali Bey’le bulduk .Ali Bey tekstil sektöründen yeni emekli olmuş ilk emekli maaşını bu ay alacak. “ niçin bu kadar erken emekli oldunuz?” “geç bile kaldım, patronlar dünyanın neresinde ,hangi tepede olursanız olun ,sizi malı gibi görüyor,insan olmanız, insan olarak kabul edilmeniz o kadar zor ki artık dayanamadım.” “şimdi ne yapacaksınız?” “bisiklete binecem….gün boyu bisiklete binecem” “İstanbul’da var mı öyle rahatça bisiklet kullanılacak yer,” “var,var, iyi kötü sahil yolunda var, “geçenlerde Mersin’deydim sanırım Türkiye’nin en uzun bisiklet yolu tam 17 kilometre” “eski İstanbul ne güzeldi ,bakın şu trafiğe , İstanbul’da en son kaldırılan tramvay hattı burasıdır Ortaköy  - Karaköy hattı , önce kaldırılıyor, şimdi yeniden yapılıyor.Sizin şurada inmeniz lazım, Ortaköy’e giden yola dönün biraz ileriden yukarı çıkacaksınız, hoşça kalın”   Beşiktaş’tan Ortaköy’e dönünce cadde üzerinde bir manava sordum “Serencebey Yokuşu ne tarafta?” “valla bilmiyorum Abi ben yeni açtım burayı” Başka bir esnafa ... Devamı

KİEV

2012-06-09 11:02:10

  KİEV’DE ÜÇ GÜN Pusula Gezi Kulübümüzle 22 Kasım’da çıktık yola.Bugün benim doğum günüm geçen yıl da doğum günümü Prag’da kutlamıştık.Kiev'de iş yapan Avukat arkadaşımız bize rehberlik yapacak,kendisi bir gün önceden bir arkadaşımızla birlikte gittiler.İstanbul’dan yaklaşık iki saatlik bir uçuşla varılıyor.Varna üzerinden ,Romanya üzerinden geçiyoruz. Varna üzerinde hava açık sahilde bir adam  üzerinde kısa kollu bir tişört, pantolonun paçalarını kıvırmış dolaşıyor yalınayak  Karadeniz’e karşı sesleniyor; “karşı yakadan sesleniyorum Varna’dan İşitiyor musun  oğlum Memeeed.. Memeeeed.” “Sen de kimsin “diye seslendik pencereden. “Ben Nazım Hikmet Ben tepeden tırnağa şair Türk Şairi Nazım Hikmet”           Kiev Ukrayna'nın başkenti ve Avrupa'nın büyük şehirlerinden biridir. Yaklaşık 1500 yıl önce kurulan şehir Dnipro Nehri'nin kenarında epelerin üzerinde inşa edilmiştir. Eski bir efsaneye göre Kiev şehri İskandinav kökenli Kyi, Schek ve Khoryv adlı üç erkek kardeş ve onların Lybid adlı kız kardeşleri tarafından kurulmuş ve şehre en büyük kardeş olan Kyi'nin adı verilmiştir. Kurulduğu andan itibaren Doğu Avrupa'nın gözde ticaret merkezlerinden olmuştur. Bugün Kiev, doğal ve ekonomik kaynakları ile dünyanın dört bir yanından iş adamlarını ve yatırımc... Devamı

HOPA

2012-06-09 11:01:15

HOPA ‘da BİR GÜN 1988’de Ardahan’dan bir Cumartesi günü askerlik teskeremi aldığımda planım Hopa’dan Ankara’ya dönmekti,sahilden Karadeniz’i görecektim.Olmadı teskere gecikince Hopa arabasına yetişememiştim.1996’dan beri Hopa (Esenkıyı) ’lı bir bacanağım olunca bu seyahat kaçınılmaz hale geldi.Ne kadar niyet edersen et olmayınca olmuyor. Bu yıl niyet ettim Kazım Koyuncu’nun ölüm yıldönümünde 25 Haziran’da Hopa’da olacaktım.Bir gün gecikmeyle 26 Haziran sabahı Samsun’a oradan da gece otobüsüyle Hopa’ya yola çıktım.Arka sıramda iki Gürcü oturuyor sabaha kadar konuştular hiçbir dile benzemeyen bir dil konuşuyorlar.Konaklama yerlerinde otobüslerin Sarp ve Batum’a kadar gittiklerini öğreniyorum.Yol boyunca TIR’lar Sarp kapısına doğru ilerliyoruz.Sabah sekiz gibi Hopa’ya indim.Sağ olsunlar Bacanağım Bülent’in akrabaları beni almaya gelmişler Avukat Buçin Bostancı Erkut ve Eşi Doktor Atilla Erkut .Kahvaltıya köyde Esenkıyı’da (Azlaga)  aile bizi bekliyor.Hopa Limanı’nı geçiyoruz beş km sonra Esenkıyı ‘ya vardık ki muhteşem bir manzara da sabah kahvaltısı hazırlamış Havva Hanım.Balkondan atlasam denize uçacağım.Dör bir yanım  koyu yeşil,açık  yeşil, açık sarı  yeşil, koyu mavi yeşil, açık mavi,mavi, mavi, yeşil, yeşil.Yeryüzü cennetinden bir parça. Babaanne Hatice Hanım 1938’de Abhazya’dan İstanbul’a gelmişler.İlkokulu Abhazya’da okumuş Rusça konuşuyoruz, Lazca biliyor,Megrelce biliyor,Gürcüce biliyor,Türkçe biliyor. “İstanbul’a geldik önce Beşiktaş’a yerleştik üç ay kadar kaldık.29 Ekim cumhuriyet Bayramında oradaydık, Atatürk Dolmabahçe&rsqu... Devamı

GÖLCÜK

2012-06-09 11:00:09

GÖLCÜK- ÇİFTLİKKÖY- YALOVA  11-12 Ağustos 2007 Gölcük’e son  gelişim 1999 yılının 19 ağustos’u idi.17 Ağustos depreminin iki gün sonrası.Her yer çimento tuğla yığını ağustos sıcağına ter kokusuna ceset kokusu,ceset kokusuna çöp kokusu karışmış ortalık toz dumandı.İki gün kalmıştım.İnsanda çeşit çeşit hafıza kayıtları var.Ben o kokuları kaydetmişim. Şimdi yeniden sekiz yıl sonra Gölcük’e saat altı sularında girdim.Gölcük Tersane çıkışında arkadaşım Sabahattin’i bekliyorum.Tersane ve Donanma Komutanlığı, Orduevi depremin merkeziydi.İnsanlar akşam eve dönmenin telaşı içerisinde servislere koştururken neşe içerisindeler.Arkadaşım da deprem de üç yakını kaybetmiş. Gölcük’te tersane 1930’da kurulmuş, ozamana kadar üç dört köyden oluşan , yerleşimin daha çok yükseklerde olduğu , aşağıların da bataklık olduğu bir bölge.Bölge’nin köyleri Örcün,Saraylı,İhsaniye,Hisaregin.Sabahattin’in babası da Tersanenin ilk işçilerinden, Tersane kurulurken köy köy dolaşıp işçi toplamışlar.Tersaneyi doldurmak için gereken taşları tren yoluyla taşımışlar yukarılardan. İlk durağımız şehir merkezinde Özserbesler Pastanesi; kurucusu Ali Serbes , kuruluş yılı 1957,harika bir dondurma yapıyorlar.İlk yiyen için şeker oranı biraz fazla gelebilir ama yine de doyumsuz bir tadı var.Çıkışta bir de kandil simidi aldım. Diğer durağımız Saraylı belki üçyüz yaşında bir çınar ağacı yanında cami,çınar altı çayevi, biraz ilerisinde Sultan Baba Türbesi sünnet olacak bir çocuk aile büyükleriyle ziyaretteler.Çınar altında çaylarımız içtik.Bölge çınarların yetişmesi için çok uy... Devamı

BALİ - MALEZYA

2012-06-09 10:59:06

Bali – Kuala Lumpur 23 şubat- 02 mart 2007 Bali – Kuala Lumpur 23 şubat- 02 mart 2007   23 şubat Cuma İstanbul Polat Rönesans Otel’de buluştuk. Saat 15-45 uçağıyla Malezya Havayolları ile Kuala Lumpur’a hareket.Geceyi uçakta geçirdik.İlk defa Uzakdoğu’ya yolculuk yapıyorum. Sırasıyla geçiyoruz güzelim Beyrut bugün harabe Beyrut,ardından Arap şatafatıyla Bahreyn,Dubai ve Körfez.Petrol körfezini geçince iran Yaylası yerel saatle gece bir civarı oldu. Doğu ile Batı’nın farkı felsefede başlıyor, düşüncede başlıyor.Bali’de çoğunluk Budist,Budistler için ölüm bir eğlence,bir şölen , yeniden doğuşun şöleni. Batı da ise sanki bu dünyanın bir an önce bitirilmesi,tüketilmesi gerekir düşüncesine kilitlenmiş.Batılı kafasıyla bu dünyanın bir son olmadığına, bu dünyada misafir olduğumuza nasıl inanabiliriz.Bu dünyayı nasıl koruyabiliriz. Fatih Sultan Mehmet bakmış olmuyor, kendi milletinin anlayacağı dille seslenmiş  ”ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.” Biz nasıl olmuş da sonradan maymun gibi olmuşuz şu güzelim Boğaziçini mahvetmişiz, mahvedilmesine göz yummuşuz.Şimdilerde göz yumduğumuz gibi ,eloğlu binlerce kilometre uzaktan kalkıp geliyor Kerkük Petrolleri için, dört tekerlekli teneke kutularına yakıt doldurmak için senin coğrafyanı, doğasıyla,insanıyla,kültürüyle yok ediyor  bir de adına demokrasi diyor.Bizim uşaklar da , bizim çanak yalayıcılar da dama çıkmış alkış tutuyorlar. Dubai üzerindeyiz,tam bizim yalakalara göre bir ülke,Emperyalizm Araplarla kol kola, kucak kucağa.Geçiyoruz ;Katar,Karaçi,Bombay sırada. Şimdi  ”Dünya gözümde Kerbaladır,Allahınızdan  bulasınız” Ka... Devamı

KALKIN GİDELİM NECM YURDUNA

2012-02-26 23:37:00

KALKIN GİDELİM NECM YURDUNA Değerli dostum Necmeddin uzun zamandan beri çağırır “kalkın gidelim Necm yurduna” diye. Geçen gün “hadi gidelim” dedik düştük yollara. - Necm nedir, Yurt nedir Necmettin. - Necm’in birkaç anlamı var. Öncelikle yıldız anlamına gelir, yol göstericidir. İkincisi sapı olmayan ot, çimen anlamına gelir, esnekliktir. Üçüncüsü belirli zaman aralıklarıyla parça parça verilen bir şeyin her bir parçasına denir, bütünün parçasıdır. - Yurt ise biliyorsun çadırdır, yurt çadır kurulan yer anlamına gelir. - Necmettin’in aslı Necmeddin o zaman dinin yıldızı anlamına geliyor. - Aynen öyle - Bu hangi yıldız acaba özel bir yıldızı mı işaret ediyor? - Kur’an da Necm suresinin 49.ayetinde açıkca Şi’ra yıldızı denmektedir. Bu yıldız Sirius ‘dur. Şöyle geçer "- Ve şüphe yok ki odur Şi'râ yıldızının Rabbi." Şi’ra yıldızı yani Sirius Yıldızı ikili yıldız çift yıldızdır, Güneşten 4000 Kelvin derecesi daha sıcak , ve 23 kat daha fazla aydınlatma gücüne sahiptir. - Yıldız bilgisi ilkel komunal çağlardan beri çok önemli bir rol oynamıştır. - Şamanlar üzerine araştırma yapan Rus Bilim adamları Potanin, Grohov,Pripuzov şamanların gezegenler için “Ülker “ veya “ ürgel” dediklerini söylüyor.Göğün deliği anlamına geliyor. Yakut Türklerinden beri yıldızlara ilgimiz büyüktür. Mesela Satürn’e, Zühal, Jüpiter’e Eren-tüz, Mars’a Kürüd, Merih’e de tilek,dilek, derlermiş., - Daha gidecek miyiz? - Az kaldı.Şu ileriki vadide. Yemyeşil bir vadiye yaklaşmaktayız. Uzak tarlalardan traktörler dönüyor. Köye girişte bir kahve var , birkaç yaşlı oturmakta. Necmeddin köyünü anlatıyor. - Bizim köyde BEŞİKYERİ diye bir yerimiz var önce oraya uğrayalım. Bizde çocuklar 6 yaşına kadar sabahtan akşama kadar BEŞİKYERİ’nde kalırlar. Usta öğretmenler ve yardımcıları onların tüm ihtiyaçlarıyla ilgilenir. Çocuklar burada istedikleri gibi yatar kalkar, eğlenirler. Onlara öğretmenlerin varlığı hissettirilmez, öğretmenler sadece gözler, uzaktan dokunur, gerekli ortamları hazı... Devamı

KÜBA AŞK VE İHTİLALLER ÜLKESİ

2009-12-15 00:09:00

Aşk ve İhtilaller Ülkesi , Küba Batı Hint Adaları içinde en büyüğüdür. Gerçekte iki adadan ve 1600 kadar da sularla çevrili çok ufak kara parçalarından oluşur. İkinci ada, ufak Pines Adası’dır. Asıl büyük olanı, uzun ve dardır. Kuzeyde ABD’nin en güney ucuna yakınlığı 145 kilometredir. Meksika’ya biraz daha uzak düşer. Yakınında Bahamalar, Jamaika ve Haiti de var. Atlantik’e açıktır; ama yarı-tropik bir iklimde yaşar. Öte yandan, büyük dalgalar Havana limanının kıyılarını sürekli olarak döverler. Kasırgalar da sıktır. Yağmur az olduğundan, sık olmasa da, kuraklık çekilir. Bizdekine benzemeyen bir özelliği yağışlı ayların mayıs ile ekim arası oluşudur. Toprağın yarısının ekilebilirliği başka birçok ülkeye göre yarar sağlamaktadır. Yarısından fazlası düz, gerisi dağlıktır. Çocukluğumdan beri sosyalist düşüncenin yaşayan önderlerinden Fidel Castro düşüncelerimize hep ışık tutmuş ve örnek olmuştur ütopyamıza.Fidel yaşayan örnek iken onun yanıbaşında Che Guevara ;isyanın , başkaldırının, sınır tanımamazlığın bayrağı olarak duvarlarımızı süslemişti. “Che, Çağımızın En Mükemmel İnsanı” “Che Guevara’ya ne kadar hayran olduğumu biliyorsunuz.Aslında onun sırf bir aydın değil, çağımızın en mükemmel insanı da olduğuna inanıyorum. Bir savaşçı, bir insan ve kuramlarını mücadele anındaki kişisel deneyiminden türeterek devrim davasını ileriye götürebilmiş bir kuramcı. “ olarak tanımlıyor Jean Paul Sartre , Che’yi 31 ağustos – 6 Eylül arasındaki seyahatim öncesinde koluma geçici bir Che dövmesi bile yaptırdım.Yanıma da Che’nin “Siyasal Yazıları”nı da aldımki kendi toprağında daha anlaşılır olsun diye.Her zaman gülümseyen yüzüyle Che ,bir radyo konuşması kitabın ilk yazısı ekonomik ve siyasal bağımsızlık üzerine Küba’nın kilometre taşları; 10 Ekim 1868 ;Manuel de Caspedes İspanya’ya karşı birinci bağımsızlık savaşının başlangıcı 24 Şubat 1895 ; Marti, Mocco,Gomez’in ikinci bağımsızlık savaşına karar verdikleri tarih 12 Ağustos 1933 ; Diktatör Machado bir halk ayaklanmasıy... Devamı