AMASYA'DA İKİ GÜN

2009-12-15 00:07:00

  Amasya  hayalimdeki resimi sadece “Amasya Tamimi” ile şekillenmiş, elma bahçeleriyle çevrili yeşil bir şehir.Ekim ayında Merzifon/Amasya’dan APS tekstilden bir eğitim talebi gelince heyecanla kabul ettim.2 kasım günü yola çıktım Ankara’dan.Kırıkkale yolu oldum olası hiç sevmediğim bir yol acı verir.Yol oldukça kötü.Elmadağ’dan kıvrıla kıvrıla Kızılırmak kenarından inince Kalecik yol ayrımını geçince sağınızda Kayadibi Tesisleri’ni göreceksiniz.Arka bahçesinde elma ağaçları altında Kelek turşusunu ve  sabah kahvaltısını kaçırmayın derim. Duble yol yapma derdiyle yollar felaket dikkatli gitmek gerek.Kırıkkale’yi çevre yolundan geçip.Sungurlu’ya gelmeden Baktat Tesislerinde duruyorum.Burada Çorum’da üretilen Bill’s gömlekleri imalatı Beymen Business gömleklerini bulabilirsiniz.Bill’s gömlekleri Hakkı Bilar firması tarafından Çorum Organize Sanayiinde üretiliyor.Kendi markası Bill’s ile çok güzel gömlekler üretmekte iken Vakko, Beymen gibi markalara da fason üretim yapıyor.Tekstilin önemli sorunu fasonculuktur,kendi markanızı yaratamadığınız zaman esir olursunuz. Çorum’u geçince Mecitözü ayrımından Amasya yönüne sapıyorum.Kırk kilometre kadar gidince Amasya’ya gece karanlığında girdim.Amasya Osmanlı’nın Şehzadeler şehri.Osmanlı şehzadelerini bu korunaklı şehirde yetiştirmiş.Arnavut kaldırımı yollarıyla şehre girince sis içindeyim, iki dağın arasından Yeşilırmak üzerinde köprüler, sağ yanımda Sultan Beyazıt Külliyesi , sol yanımda Osmanlı Mimarisinin harika örnekleriyle konaklar.karşıya geçmem gerekiyor ırmağın soluna doğru, Emin Efendi Konağında kalacağım,dar sokaklardan geçerek ulaşıyorum Emin Efendi Konağına.Cadde boyunca restore edilmiş konaklar sıra sıra.Hazeranlar Konağı bunlardan önemlilerinden 1865’de Hasan Talat efendi kızkardeşi adına inşa ettirmiş, yerel mimarinin harika bir örneği. Emin Efendi Konağı kendi anlatımıyla ; Antik Amasya Kalesi ve Helenistik dönem Kral Kaya mezarları eteklerinde; Yeşilırmak (İris) nehri kıyısında yer alan... Devamı

SİNOP KALESİNDEN İNDİM DENİZE

2009-12-14 23:52:00

Sinop adını duyunca gözümün önüne ilk gelen bir Kadir inanır filmi “Tatar Ramazan” soğuk koğuşlarında Sinop cezaevi başka bir şey gözümün önüne gelmezdi.Sinop’lu bir aile dostumuz var her defasında ballandıra ballandıra Sinop’u anlatır.14 Temmuz sabaha karşı bu aile dostlarımızla kızlarımızı İngiltere’ye yolcu ettik “haydi Sinop’a gidiyoruz”.Arkadaşımızın annesi Nurten Hanım babası Erol Amca bizi bekliyor kahvaltıya. Esenboğa Havaalanından Çankırı yoluna dönünce Ankara’nın   küçük ve orta ölçekli sanayileşme çabalarını görüyoruz.Başta Ülker gelmek üzere cam , tekstil , mobilya üretim tesisleri sıralanıyor.Birkaçını eğitim ve danışmanlık çalışmalarından tanıma fırsatı buldum şu anda Ülker hariç diğerlerinin işi çok zor, daha da fazlası Türkiye’de tüm sektörlerde sermaye ve yönetim ağırlığı her sektörde %80 oranında yabancı sermayenin eline geçiyor.Durum bir fırsat bir tehlike sunuyor değerlendirilebilirse.Akyurt ilçesine gelince Kavaklıdere’nin üzüm bağları başlıyor yoğunlukla Kalecik Karası çeşidi üzümler.Zaten yirmi otuz kilometre sonrası da Kelecik .Kalecik Karası Türk Şarapcılığı için harika bir örnekti ,maalesef bizde her işte olduğu gibi “ hadi biz de dikelim bak para ediyor” mantığıyla bu üzüm cinsinin de değeri düştü.Rekolteler yetersiz ve zayıf kaldı durum pek iç açıcı değil.Umutluyuz çünkü bir İsrail şirketi çok önemli miktarda bir arazi aldı bu bölgede ,yakındır Kalecik Karası şarabını İsrail’den ithal ederek içeceğiz. Çankırı Ankara yolu köstebek tarlasına dönmüş , Anadolu’nun her tarafı duble yol yapacağız diye yollar mıcır oluyor bu mevsimde ve  inanılmaz kazalara da sebep oluyor. Karayolları Genel Müdürü de diyor ki” ne yapalım paramız yok beton asfalt yapmaya” Türkiye yılda abartmayayım ama  yirmi bin insanını kaybediyor  yılda trafik kazalarından , aman dikkat.Çankırı tipik bir Orta Anadolu kasabası görünümünde, askerliğimin iki ayını Astsubay Hazırlama okulunda yaptım, şimdi okul kapatılıp yüksek... Devamı