ZOYA , GÜZELİM

2012-12-26 01:55:00

Fransızca öğretmeni ona sürekli  “güzellik özgürlüktür, güzelleştikçe özgürleşeceksin, özgürleştikçe de güzelleşeceksin Zoya “ diyordu. Nasıl olacaktıki, daha doğrusu ne demekti özgürleşmek? Güzelliğinin ne anlama geldiğini küçüklükten beri az çok biliyordu. Her ne kadar Annesi artık babasının ölümünden beri onunla daha az ilgilenir olsa da, mürebbiyesi her şeyiyle yakından ilgileniyordu.

Kömür karasısaçlarıokulunun da bitmesiyle  uzatılmasına müsaade edilir olmuş, kara kaşlarıinceltilmişdalgın bakışlarınıdaha da derinleştirmiş, çocukluğundan beri her hafta banyo sonrasıkremle ovulan ve pudralanan cildi pembeden buğdaya dönmeye başlamıştı. Başıincecik boynu üzerinde bir zambak  gibi duruyor, zambağın tam ortasında yarıaçılan pembe dudaklarıbir şey söylemek isteyip de söyleyememenin mahçupluğuyla aşağıdoğru kıvrılıyordu.  Gözlerindeki dalgın bakışlar son beşyıldır hiç değişmedi. Uzaktan çok uzaktan geçen bir yolcu gemisinin adınıokumaya çalışan gözleri güvertedeki yolcuyu arayan ve yolcusunu seçemeyen gözleri karşısındakine kendisiyle çok derinden ilgileniyormuşhissini veriyordu.

Zoya ile ilk tanışan erkekler ilk önce bu dalgın bakışlara kapılıp gidiyor, güzelliğinin nasıl etkilediğini  karşısındaki erkeklerin salaklaşmasından saçma sapan konuşmalarından anlıyordu. Annesinin çay partilerine gelen arkadaşlarının tepeden tırnağa süzen bakışlarıartıkça O da onlara daha bir tepeden bakar olmuş, güzelliğini kıskanmaları, bir taraftan kocalarınıkolaçan etmeleri daha da hoşuna gitmeye başlamıştı.

Son bir yıldır aklınıkurcalayan şey; güzelleşmek ve özgürleşmek arasında ne bağlantıvardıki ? Annesi güzel bir kadın olmamasına rağmen oldukça özgür bir kadındıetrafındaki erkeklere  kur yapmaktan hiç çekinmiyor, dedikodulara aldırmadan uzun yurtdışıseyahatlere çıkıyordu.

Annesinin bu uzun seyahatlerinde çocukluk arkadaşıVasili Arkadiy ile  daha fazla vakit geçirebiliyor , uzun yürüyüşler sonrasıbir gölgede soluklanıp, çayırlara sere serpe uzanıp gökyüzüne dalıp gidiyor, Vasili’nin kedi sessizliğinde vücudunda ellerini dolaştırmasında huzur buluyordu.

Bu hafta on sekizine giriyordu, Babasından kalan mirasın en büyük kısmıonundu. Annesi onun burada kalıp Moskova Devlet üniversitesinde okumasınıisterken , O Vasili ile birlikte Sank -Petersburg’a gidip İmparatorluk Hukuk Okulunda okumasınıistiyordu.

Şimdi on sekizini bitirdiği bu hafta adına verilecek parti öncesinde  etrafındaki her şeyin, herkesin tavırlarında bir değişim başladı. Annesi bugüne iyi bir hazırlık yapmışgenişbir katılımcılistesi oluşturmuş, bir kısmının evlerine arabalar dahi göndertmişti.

Öğleden itibaren hazırlıklar hızlandı. Zoya, Mürebbiyesiyle banyosunu yaptı, kremlendi, pudralandı. Fransa’dan getirtilen iç çamaşırlarıgiydirildi, taflan astarıkorsesinin üzerine çekildi, elbisesi giydirilmeden hafif bir makyaj yapıldı, fazla uzun olmayan saçlarıiyice kabartıldıve üzerine mavi ipek elbisesi giydirildi. Annesi terziye hafif bir dekoltesi olmasıgerektiğini sıkısıkıya da tembihlemişti. El yapımılacivert rugan ayakkabılar aylar öncesinden İtalya’dan getirtilmişti. Ailenin ünlü Markiz tipi Kaşmir safir gerdanlığınıboynuna takarken Annesinin gözleri doldu, Zoya buna hiç aldırmadı.

Annesinin kolunda merdivenlerden inerken  başka bir dünyaya doğru adım atmanın heyacanı, gururu ve kibir içerisinde karnınıiçeri doğru çekti, nefesini tutarak başınıarkaya doğru attı. Salonun kapısında durup Annesinin kolundan çıktığıanda  kafesinin ardına kadar açıldığını, tek başına kanat çırpmanın vaktinin geldiğini anlamıştı. İki sıra halinde dizilmişkonukların önce sağkulvarına tüm bakışların içinden geçenleri okumaya çalışan merakla baktı. Soluna baktıorada da bulamadı, orkestra başlamıştı Şehrazat’tıbu çalan . Birkaç adım daha atınca Vasili’nin ikili sıranın en başında  tam karşıda durduğunu görünce yanaklarıpembeleşti , tüm salonu müziğin ritmine uyarak geçti. Vasili’ye doğru reverans yaptı, Vasili hemen atıldı, kollarında  iken fısıldadı.  

“ yine o dalgın bakışlara dalmışsın  “

 “ gözlerindeki geminin adınıokumaya çalışıyorum.

 “ okuyabiliyor musun?

“ evet, evet ”

“ ne yazıyor?”

“ svoboda (özgürlük) “

 

0
0
0
Yorum Yaz